Demiştim ya; sosyalleşmek çok pahalı arkadaş. 24 saat önceden değiştirilen uçak biletinin yenisi almak zorunda kalmak da öyle. Hayat çok pahalı. Keşke olmasa.
Ayça plajda tek başına oturuyordu ve aldatıldığını öğrenen her kadın gibi kaşları çatık bir şekilde ağlıyordu. Şerefsiz yağmur bir an bile durmamıştı. Durmuyordu. Zaten ertesi sabah İstanbul’a dönecektim. Daha da durmasındı… Durursa orospu çocuğuydu.
Ayça plajda tek başına oturuyordu ve aldatıldığını öğrenen her kadın gibi kaşları çatık bir şekilde ağlıyordu. Şerefsiz yağmur bir an bile durmamıştı. Durmuyordu. Zaten ertesi sabah İstanbul’a dönecektim. Daha da durmasındı… Durursa orospu çocuğuydu.
Fakat yağmur yağdığında güzel şeyler olur. İnsan ağlamaktan utanmaz diye düşünürüm. Ayça’da utanmıyordu. Gözlerini gözlerime diktiğinde bu kez memelerine bakmıyordum. Aslan bira… işe yaramıştı.
Sizin de ağlayan birinin gözlerine baktığınızda, o mahsun bakışın içine dalıp ağlayan insanın ruhuna kök salmak gibi bir arzunuz oluyor mu? Sanki iyi gelebilirmişsin gibi… Sanki ağlayanın tüm yükünü, kök saldığın topraktan çekip alabilirmişsin gibi… Benim oluyor. Ama yapamıyorum.
Kimse ruhuna kök salmama izin verecek kadar sevmiyor çünkü beni. Oysa eğlenceli, güler yüzlü, sempatik ve çekingen olduğum kadar aşık da olabiliyorum. Kahramanım çünkü ben. Bir keresinde arkadaşımın kuşunu kafesten çalmış, sonra da uçup gitmesine izin vermiştim. Kimse kendisinin kahramanı olmama izin vermiyor. Zaten kuş da elime sıçmıştı. Bu mesleğin en zor yanı bu. Sinem’de yazmış bunu kitabında uzun uzun. Alın okuyun. Kolay değil kahraman olmak.
Bütün kahramanlar gibi, ben de zamanla alıştım buna. Kahramanlık kadar zor bu “alışmak” denen şey. Bunu Ayça ile konuşurken aklıma gelip duran Melike sayesinde derinlemesine ve incelikleriyle öğrendim. Birine alış, sonra başka birine.. böyle bir silsile… ama hep yeniden. Bu bazen arka arkaya bir kaç savaş demek oluyor.
Sizin birinin yokluğuna alışamadığınız oldu mu? Benim oldu. İçimde boşluk kaldı çünkü. Güzel anılar saklayabileceğim bir boşluk kalsaydı bundan dert yanmazdım. Hiç kimse yanmazdı. Manyak mı insan?
İşte Ayça da bana o müthiş soruyu sormuştu bir anda. “Güzel anılar saklayarak doldurmaya çalıştığın boşluklar seni güçsüz kılıyor olabilir mi?”
İşte Ayça da bana o müthiş soruyu sormuştu bir anda. “Güzel anılar saklayarak doldurmaya çalıştığın boşluklar seni güçsüz kılıyor olabilir mi?”
Yıllar önce bir kadının bana “artık seni sevdiğimi hissetmiyorum.” demesinin sebebi bu olabilir miydi? Ama benim bir tek gerçeğim vardı. Bütün kahramanların güç aldığı gerçekler vardır. Sebep her ne olursa olsun o gemi bir daha gelmeyecekti…
Ayça soruyu sorduktan sonra gözlerimin içine bakıyordu. Yanıt bekliyordu. Yanıt bekleyen kadınların bakışları yeni bilenmiş bıçak gibi oluyor. Konu ben değildim ki. Ben kendimden örnek vermiştim. Bir boşluğun başka insanla dolmayacağı, bunun bir kötülük olduğu, üniversite yıllarında aşk yaşadığı ama ayrılmak zorunda kaldığı adamın yerini böyle insanlıktan çıkmış zengin piçleriyle asla doldurulamayacağı (insanlıktan çıkmamış zengin piçlerini tenzih ederim), aksine bir sürü yara biriktireceği… diyecektim.
Ayça soruyu sorduktan sonra gözlerimin içine bakıyordu. Yanıt bekliyordu. Yanıt bekleyen kadınların bakışları yeni bilenmiş bıçak gibi oluyor. Konu ben değildim ki. Ben kendimden örnek vermiştim. Bir boşluğun başka insanla dolmayacağı, bunun bir kötülük olduğu, üniversite yıllarında aşk yaşadığı ama ayrılmak zorunda kaldığı adamın yerini böyle insanlıktan çıkmış zengin piçleriyle asla doldurulamayacağı (insanlıktan çıkmamış zengin piçlerini tenzih ederim), aksine bir sürü yara biriktireceği… diyecektim.
Ama gözüne tekrar baktığımda bilenmiş bıçağın etime çok yaklaştığını fark ettim.
“Galiba” diye cevapladım. “Galiba öyle.”
Ne kadar derin, ne şahane, en anlamlı bir cevap ama… o son birayı içmeyecektim.
“Aslında şey, olmaya da bilir.” diye bitirdim başlayamadığım sözü.
Turan abinin Ayça’ya “Bu çocuk çok derin edebiyat karalıyor.” diye övdüğü Kayıp, sıçtığını bir güzel sıvamıştı yağmur altında ağlamaktan gözleri şişmiş kırmızı burunlu kadına…
Nasıl da şekerdim. Yağmur yağıyordu. Eriyecektim…
“Çok tatlısın biliyor musun?” dedi.
Normal şartlarda böyle bir durumda, yani alkollüyken, kumsalda baş başa dertleşiyorken, güzelliğinin farkında olan bir kadından bu cümleyi duyduğum an kendimi çok mutlu hissederdim.
Nasıl da şekerdim. Yağmur yağıyordu. Eriyecektim…
“Çok tatlısın biliyor musun?” dedi.
Normal şartlarda böyle bir durumda, yani alkollüyken, kumsalda baş başa dertleşiyorken, güzelliğinin farkında olan bir kadından bu cümleyi duyduğum an kendimi çok mutlu hissederdim.
Ama şartlar normal değildi. Ağustosun ortasında on beş gün planladığım tatilin ardı arkası kesilmeyen yağmurlu geçen on beşinci günüydü.
Kaltak Pe(..)susun iptal edilen seferinin yerine belirlediği sefer saatine göre son 10-12 saatimdi. Ben bunu sefere 3 saat kala öğrenecektim. Hava alanına 3 saat uzaklıkta…
