Haddimi aştığım için lütfen affet beni. Ben bazen kendisine layık olmadığım şeyler istiyorum. Mesela tanrıya dua ettiğim de oluyor ara sıra...
Ne zaman oldu bu tam olarak bilmiyorum. Bir sabah uyandığımda sana aşık bir adamdım. Milyonlarcasından sadece biri. Ama sen benim için bambaşkaydın.
Ne zaman bir film afişinde yüzünü görsem, ne zaman seni izlesem... Sen hep bambaşkaydın Monica.
Bir sabah sana aşık uyandım. Hadsizliğimi bağışla. Çünkü sana aşık olmak en güzel rüyaya dalmak gibiydi. Uyanmak zorundaydım. İnsan sadece öldüğünde sonsuza dek uyur. Ölüler rüya göremez. Ben uyanmak ve sana aşık olmak zorundaydım.
Uyandığımda anladım ki sana aşık olmak; Gün batımını ve gün doğumunu aynı yerden izlemek gibiydi. Ve her ikisinde de sigaradan derin bir nefes çekmek gibiydi.
Zamanı durdurmak, dünyaya, altı milyar insana, onların tüm tanrılarına kafa tutmak gibi...
Come Mi Vuoi izliyorum. Senin şu kocan olacak Vincent denen orospu çocuğu ile aşkının başladığı film... Ölmek gibi bir şeysin benim için ertesi sabah. Hiç ölmemiş bir şairin ölümü anlatması gibisin... Ben artık sana aşık yaşıyorum. O film hiç bitmesin istiyorum...
Sonra seni ne zaman görsem aşkım büyüyor.
Çünkü aslında ölmüş şairlerin yaşamayı anlattığı şiirler gibi senin güzelliğin. Senin anlattıklarına kuşku duymadan inanıyorum. Çünkü güzel bir şarkını notaları gibi sesinin tonu. İyi kalpli insanların varlığına inanmayı güçlendiren gülüşün de... Ne zaman görsem yüzünü, masallara yeniden inanıyorum, düşün!
Sana aşığım, sen başkasına aşıkken bile sana aşığım. Bu hoşlandığım bir şey değil. Shakespeare Julliet’i yazıp otuz bir çekmiş midir bilmiyorum. Ben senin aşık olduğun adamla seviştiğin o filmde... Tüm toplumsal baskıları, ahlakı, dini insanların götüne sokup kendimi asmak istedim boşalırken. Taksimin göbeğinde... Bir adamın bir kadına nasıl aşık olduğunu herkes görsün diye...
Aşkı yaşayarak öğreneceğini bilmiyor kimse Monica. Bunu biri yapmalı. Bunu ben yapmalıyım sana aşıkken. Çünkü kitaplardan öğreniyorlar. Şiirlerden...
Kimse kimseye aşıkken öğrenmiyor kendi aşkını. Herkes herkese öğrendiği gibi aşık oluyor Monica anlıyor musun beni? Benim sana aşkımı yazan bir kitap yok.
İnsanlar fahişelerden öğrenmek zorunda aşkı... Sokaklarda, barlarda, şarap kadehlerini tokuşturduktan sonra... Ve ucuz otellerde, ve ucuz bedenlerde, ve korunmadan...
ve pislik içinde... en çok kendini kandırarak...
Oysa sana aşık olmak sigarayı etime bastırıp söndürmek gibi Monica.
Dünyayı kurtaracağından emin olmak gibi... Ölmek gibi kendiliğinden...
Benim için; aşık* olduğum kadınların en güzel detayıdır SİYAH...
Ama mutlaka biri, içlerinden birisi, hep ama hep en siyahtır.
Çünkü ben, beyaz giyecek kadar temiz bir adam değilim.
Monica sen, siyah renge anlam katan tek kadınsın ömrümde. Ki bu geri kalan kadınların ayıbı...
* Aşık; tamamen seksist!

