4 Mart 2023 Cumartesi

Kırgın Varoluşumun Hikayesi

Birilerinin gökyüzünde en parlak yıldız olmak isterdim eskiden... güneşini engelleyen gri bir bulut olduğum zamanlar oldu... Bulutlar belki de sadece uzaktan bakıldığında güzeldir.

Bu dünya en az 75 bin yaşında. Dört milyar yaşında olduğu söyleniyor şimdilerde. Kaç yüz bin mevsimden geçti, kaç kara kış gördü de kavuştu baharlara... Kaç milyon insanın mezarı oldu... Ama hep gökteydi yıldızlar ve bulutlar. 

Ne zaman umuda ihtiyacım olsa, güneşe, bulutlara, yıldızlara ve aşka inandım. Yıldızlar değil miydi pusulası insanın? Güneş değil miydi dünyayı ısıtan? Bulutlar değil miydi doğaya su olan, nefes olan, can olan? Kışın sonu bahar değil mi mesela?

"Bir duyguda ısrar etmek, birazda var olma çabasının acemiliğidir." demiş Jung. Bunu söylediğinde 28 yaşında, henüz yaşamın acemisiymiş. Zaten yaşamın ustası olduğunda (77 yaşına geldiğinde) bambaşka bir şey söyleyecekmiş...

"Duygularda ısrarcı olmak, ben olma çabasıdır."

Ulus Baker ise “Bir duygu, bizim varoluş gücümüzdeki artış ya da azalıştır." demiş. 

Yani Jung olmaya gerek yokmuş. Ulus Baker gibi düşünürlerin düşünceleri üzerine düşünmek yeterliymiş. Evet gördüğünüz üzere 77 yaşındaki Jung ve Ulus Baker ile kendimi haklı çıkarmaya çalışıyorum. Hem biraz idare etseniz beni bu aralar, ne olur ki? Tadım tuzum yok çünkü. Bir de sizin beni reddetmelerinize üzülemem.

Üstelik ben duygularımda ısrar etmiyorum. Ben o duyguları yaşıyorum. Var olmaya çabalamıyorum. Varım. Buradayım. Hissettiğim her duyguyla varım. Benim sorunum şu; bu yeni dünya insanına alışamamış olmanın getirdiği o işe yaramaz isyankarlığımın cezasını ödüyorum hayatın ortasında. Ben var olmak istemiyordum ki böyle bir dünyada...

Zaten yok gibiyim. Orta malı olmuş rollerle yaşayan, almayı da vermeyi de bilmeyen, hissettiğiyle davranışı arasında denge oluşturamayan insanlar arasında alıp verdiği nefese yaşamak der mi bir insan?

Ne kendisiyle, ne kendisini seven insanlarla bağ kuramayan, hasarlı, duvarlı, yargılı, paranoyak ve sahte kişilikleriyle özünden uzaklaşanların arasından geçtim onlara benzemeye korkarak. Samimiyet sorgulatan, iyilik yapmaya pişman eden, insanı yüreği ve aklı arasında sıkıştıran, sonunda zar zor inşa edilen güven duygusunu bir fiskede yerle bir etmekten çekinmeyen insanlar arasında yok oldum sonunda? Bu insanlarla bir arada var olabileceğini zanneden var mı aranızda?

Her şey yalan. Her şey çirkin. Sahici bir tek his yok insanların kalbinde. Kime inanıp yaşayacaksın bu hayatı? Kime güvenip yansıtacaksın varlığını? Hissedemeyen insanlar arasında varlığın bir dirhem değer görmezken, hangi sokakta yürüdüğünün, hangi evde olduğunun, hangi manzaraya gözlerini teslim ettiğinin bir anlamı var mı? 

Attığın her adımda, geride bir iz bırakamamış olmakla yaşamanın ne anlamı var?

Bu hayatı, mutluluğu veya mutsuzluğu gerçek haliyle paylaşamadığın insanlara yüreğini açarak yaşayamazsın. Egosunu tatlandıran kokuşmuş duyguların peşinde koşmaktan sıkılmadan nefes alıp veren insanlar arasında derdinizle, kaygınızla, beklentilerinizle ve hayallerinizle var olamazsınız. 

Farklı masalarda, farklı mekanlarda, farklı yataklarda, farklı insanlarla aynı cümleler içinde, aynı sonlara mahkum olmanın esaretiyle yaşamaya yaşamak diyen var mı aranızda? Var ise manyak mısınız siz kuzum acaba?

Zaten duygu açlığıyla, cinsel açlığıyla, beğenilme ve arzulanma açlığıyla yiyip bitirecekler sizi. Sahtekarlıklarıyla, samimiyetsizlikleriyle, bayağılıklarıyla yok edecekler her şeyi o duygu fakirleri. Birbirinin kopyası hayatlarda kendiniz olmanın zorluğunu bunlara yem mi edeceksiniz?

Sizi bilmem dostlar; ama ben yokum. Varsam da biraz kırgın, biraz öfkeli, çokça güvensiz varım. Bu çağın insanları arasında var olmaktan usanmış bir şekilde varım. Yalnızım. Yoksa yaşayamazdım. Bu hızla, bunca iletinin arasında, etkileşimle uyarıla uyarıla...

Bu çağda herkes herkesin duygularını okuyor, görüyor, dinliyor ama duygular iyimser değil.
Bilgiye ulaşmak beş saniye ama bilgilerin çoğu doğru değil.
Beğenilmek ve ilgi görmek çok kolay ama hiçbiri gerçek değil.

İşte benim varoluş kırgınlığım bu arkadaşlar.

Okuduğunuz için çok teşekkür ederim.