Bugün kendimi her zamankinden daha da her zamanki gibi hissediyorum.
Kendimle beraberim ve benim en büyük sıkıntım bu.
↔
Hayır doktor. Yazdığım son mektubu da göndermedim. Sanırım üçüncü mektubum bu o kadına.
Beni anlamasını değil, hissetmesini istediğim için göndermedim galiba. Bundan emin değilim.
Dert anlatan cümleler kurmak için dert anlatan kelimeler bulmam gerek.
Ama yok. Bulamıyorum doktor. Onun adı beş harfli... dünyanın en güzel cümlelerini kurabileceğin beş harf...
Bir sessiz harf iki kere geçiyor, yani dört harfle adını yazmaktan başka
ona verebileceğim hiçbir güzellik yok şu hayatta. Bu yüzden de göndermemiş olabilirim.
Üçüncü mektubumda da ona "sadece sen anlarsın beni, bu yüzden sana yazdım." dedim.
Anlamasını değil hissetmesini istediğim için... gönderemedim işte doktor.
Bir mektup daha yazacağım. Ondan bana biraz harf
göndermesini isteyeceğim. Karanlıkta yazmamak için de gülüşünün ışığından isteyeceğim.
Mutluluğa adanmış kelimelerle kuracağım cümleler yazacağım sonraki
mektuplarımda. Bunu hak ediyor.
Çünkü ancak o bilir doktor. Her bir kelimenin hangi acıyla yoğrulduğunu, nasıl
kestiğini, nasıl acıttığını o kadın iyi bilir… O yüzden bana adından birkaç harf
göndermesini isteyeceğim. ↔
Odamın duvarlarını yeniden boyatabilir miyiz?
Rengi soldu. Sıvası dökülüyor.
Hüzün bu kadar bulaşıcı mıdır doktor?
Rengi soldu. Sıvası dökülüyor.
Hüzün bu kadar bulaşıcı mıdır doktor?
↔
Ben hüzünlüyüm. Çünkü gidip dönmeyenlerim var.
Sanki gitmemişler, benden vazgeçmemişler de sanki beni öldürmüşler gibi hüzünlüyüm.
↔
Ben hüzünlüyüm. Çünkü gidip dönmeyenlerim var.
Sanki gitmemişler, benden vazgeçmemişler de sanki beni öldürmüşler gibi hüzünlüyüm.
↔
Son bir şey daha soracağım;
Hiç unutmamak için yaralarımı kanatıyorum ben doktor.
Unutmamak mı insanı daha çabuk öldürür yoksa yaralarla yaşamak mı?
Hiç unutmamak için yaralarımı kanatıyorum ben doktor.
Unutmamak mı insanı daha çabuk öldürür yoksa yaralarla yaşamak mı?
