13 Mart 2018 Salı

DökümAn / Kardan Öncesi ve Kardan Sonrası

Eskici
Ben senden önce, herkesin haklılığından çok emin olduğu şu dünyada yanılmaktan yapayalnız kalmış bir insandım. Artık sen varsın. Yalnız değilim ve bütün dünyaya kafa tutabilirim.


Dünya
Hep merak ederdim, kaç mezar sığacak diye şu dünyaya.
Sen beni sevdiğin günden beridir bir saniye daha seninle olabilmek için evrene ne yapmam gerektiğini sorup duruyorum.


İstiklal
Elimi tuttuğun vakit ne kadar kalabalıktı İstiklal.
Uzunca konuşmuştuk. Senin canını sıkan bir şeyler vardı. Beni yazmaya mecbur bırakan şeyler gibi.
Ben senin canını sıkan her yerden ellerimle çekip almak istiyorum seni. Kendimce ve kendime... Benim çok konuşup hiçbir şey anlatamadığım zamanlarım vardı. 

Sana da anlatıp anlatıp "gel beraber yürüyelim bu yolu" diyemediğim, buralara yazdığım zamanlara evrildim şimdi.

Ben senden önce seni arıyordum zaten. Gerçek dünyayı. Kıymetle var olan bir şeyi. Olduğu yeri kıymetlendiren... Yüreğini arıyordum yani... Seni...

İstiklaldeydik, elin elimde. Bir ara gözlerine bakarak ömrümün sonuna kadar mutlu olabileceğimi fark ettim. Ömrümün geri kalanında avucunu öperek aşka doyabileceğimi. Üstelik daha önce çamura bulanmış, iğdiş edilmiş, harcanmış biri olarak...

Bir sana, bir kalabalık insanlara bakıyordum. Nasıl güzelsin...
Nefessiz kaldığın denizin dalgaları arasında kafanı sudan çıkarıp, ilk derin nefesi almak gibi; bir an gözlerine bakıyorum...

Nasıl da arıyormuşum, seni de bulmuşum. Nasıl titriyorum heyecandan, telaştan ve korkudan şimdi... Deniz, dalgalar ve nefes almak ne güzel.
İstiklal eskiden de çok güzeldi. Artık daha güzel.


Gösteri
Güzel bir şeyler göstermek istiyorum sana. Elin elimde yürüdüğümüz neresi varsa bu dünyada, bütün sokaklarında... İncelikli şeyler, naif ve zarif güzellikler... Sana layık bir şeyler... Hepsini ben göstermek istiyorum sana.

Uzun uzun göstereyim de sen ona bak, ben sana bakayım. İçim rahatlasın biraz. Eskiden hiç rahatlamazdı içim. Sen varsın. Biraz rahatlayabilir bu yüzden.

Ben çok konuşuyorum. Şundan bundan oradan buradan. Dinliyorsun. Usanmadan...
Oysa sana desem ki "Bak Işığım, bak sihirim, bak mucizem, bak bulutlara giden yolum, aramızda yaşamaya dair bir şeyler var." anlarsın beni biliyorum.

Seni böyle gösterişsiz yaşıyorum. Çünkü eskiden yaşamıyordum. Eskiden burada olmak istemiyordum. Şimdi olduğun her yerde olmak istiyorum.

Gerçek
Benim seni bu denli seviyor olmam kendimi sevmekten mi geçiyordu bilmiyorum.
Sen yokken ben kendimi sevmiyordum çünkü. Şimdi öyle değil... Kalbim varmış.
Senden önce solumdaki kaburgalarımın altında sızım sızım sızlayan bir harabe vardı. 


Matematik
Üç kelimeyle şu hayatta yaşadığın bir mucizeyi anlat deseler "O da beni seviyor" derim.
Bir de şey var "ölmeden önce son iki isteğini yerine getireceğiz." deseler ve ne istediğimi sorsalar; 
İkisinde de sana sarılmayı seçerdim.
Eğer sen bu hayata o sevgi dolu ışığı yakmazdan önce soralardı bunu derdim ki "birincisi susun, ikincisi elinizi çabuk tutun."

Sual 
Beni benden kurtarmak nasıl bir duygu canım sevdiğim?
Avucunun kokusunu unutmamak için ne yapmam lazım?


Ben
İçimde kendimden büyük bir yalnızlıkla yaşıyordum herkes gibi. Çünkü insanız. Çünkü çok az insan dermandır, başka bir insanın derdine. Doktor değilse...
Ben, sen beni sevmeden önce ne çok dağıldım yanlış yerlerde bir bilsen... Ne saçma yerlerde birikmek istedim. Ne anlamsız zamanlarda beni bulmak istedim başka bir yerlerde, anlatamam ki...

Keşke ben de sana iyi gelebilsem. Keşke ben de hiç olmazsa; kısa dahi olsa, yanıp küle dönecek ama bir anlığına karanlığına ışık saçabilecek bir kibrit çöpü olsam. 
Kimse kimsenin yoluna ışık tutamaz öyle kolay kolay senin gibi.
Beni benden nasıl kurtardın bilmiyorum. Bunca karanlıktan...
Ben de sana çay demlerim, kahve yaparım, kahvaltı hazırlarım, üstünü örterim...

Susmakla konuşmak arası bir yerde sana nasıl bir tutkuyla sevdalar beslediğimi anlatamayacağımı biliyorum. Bin kere sarılsam belki...
Anlık 
Bu mutluluğu tanımıyorum. Sanki gece herkes uyurken kar yağmış, sabah sokağa ilk ben çıkmışım da, ilk ben iz bırakacakmışım sanki kaldırımlara ayak izimi gibi bir heyecan hissediyorum.
Erime ne olur. Söz veriyorum sokağa çıkmam. Pencereden izlerim dünyayı nasıl güzelleştirdiğini. Erime yalvarırım. Seni çok seviyorum.