![]() |
| Yepyeni Bir İç Savaşın Özeti... Gidememek ve Gelememek |
Bir de sonraki geceyi beklemek var, baban gelip sen uyumadan önce masal anlatsın diye...
Küçükken biliyordum; bazen babalar gelmez bir daha...
Babam şimdi burada olsaydı derdim ki "Sakın üzülme olur mu? Ben yaşanmamış masalların bile bittiğini öğrendim baba."
Hayat otobüs gibi.
Düşünsene durağa doğru koşuyorsun. Bir bakıyorsun otobüs gelmiş yolcu alıyor. Bu o Allahın belası son otobüs işte. Ayakların götüne vura vura depara kalkıyorsun. Gözünün önünde oluyor her şey. Sen koşarken ve bakarken. Son yolcu biniyor duraktan. Sonra kapılar kapanıyor. Aynaları kontrol ediyor şoför. Göt oğlanı dikkatli baksa, nasıl yardırdığını görecek ama yok. O sadece arka kapıların kapandığından emin olmak istiyor. Senin gözünün önünde olmayan şeyler de oluyor tabii. Mesela şoförün bir ayağı frende, bir ayağı debriyajda. Sen, o sağ ayak frende 10 saniye daha kalırsa yetişeceksin diye umut ediyorsun. Kim siker senin ona yetişmek için çırpınmanı?
Ve vitesi 1'e takıyor kaptan, freni bırakıp. Sonra yavaşça ayağını debriyajdan çekiyor ve hafifçe gaz pedalını ittiriyor sağ ayağıyla. Her çırpınış gibi seninde son bir umudun var elbette. Arka kapıya kadar gelsen, camdan seni görüp bağıracaklar belki..."Ağır ol kaptan gelen var." İşte bu yüzden elini kaldırıyor, sesleniyorsun "Hooopp."
O son anırmanın akabinde otobüse iki-üç adım kalmışken, gürültüyle birlikte egzozdan çıkan kara dumanları izliyorsun. Üç adım mesafe önce beş adıma, sonra on adıma, sonra yirmi beş adıma çıkıyor. Bu arada vitesi 2'ye takıyor bile kaptan. Tükenmişlikle, finiş çizgisini geçmiş atletler gibi koşunu yavaşlatıyor, havada kalan eli indiriyor, mal mal ne bok yiyeceğini düşünüyorsun. Gitti son otobüs.
Hayat bunun neresinde diye soracak olursan, sana "son otobüsün saatini bile bile neden son saniyeye bırakıyorsun ki?" diye soranların, aslında geç kalmana sebep olan şeyi merak dahi etmediğini, seni yermek olduğunu keşfettiğin bir an olacak. İşte o değil mesele. O Başka bir şey. O belki daha da büyük bir ibnelik.
Hayat şu: çaren yok. Koşacaksın.
Gün gelecek, o gün birilerine bir şeyleri söylemek için çok geç olacak.
Hayatının, geç kaldığını bile bile çaresizce koşturduğun kısmına orada da rastlayacaksın.
Her şey için oldukça geç olacak. Umarım seni yerden yere vurmak için aslında geç kalmanı bekleyenlerin "neden geç kaldın?" diye hesap sormasından ziyade, kendine bu soruyu sorduğunda vereceğin cevap vicdanını sustursun.
Şu ağzına sıçtığımın hayatında çok güzel kadınların elini tuttum. Çok güzel kadınları öptüm. Çok güzel kadınlarla seviştim. Hepsini toplasan, hasretini çektiğim kadının yerini tutamazlar. Ve bu onların hiçbirinin suçu değil. Seviştiğiniz insanla el olmak ne garip değil mi? Çünkü başlamadan biten masallar var. Güzel olandan daha güzel şeyler. Çünkü çaresizce ne olacağını bilemediğimiz için beklemek zorunda olduğumuz zamanlar var. Çünkü Beşiktaş Çarşı'yı güzelleştiren şeyleri sevmek benim hakkım. El ele yürüyoruz diye Maltepe sahilindeki kuşları, kedileri, denizi, Prens Adalarını hatta sahilin kendisini daha da güzelleştiren kadını diğer bütün kadınlardan daha çok sevmek...
Ali abi dedi ki votka almaya gittiğimde;
"Nerelerdesin görünmüyorsun, hacca mı gittin naptın, içmiyorsun ne zamandır?"
"Nerelerdesin görünmüyorsun, hacca mı gittin naptın, içmiyorsun ne zamandır?"
Amk komiği...
Diyemiyorsun işte bazen "Ne alaka abi, dertleri kederleri savuşturduk bir süre. Hepsi bu."
Çünkü hepsi bu; Masallar biter. Öyküler, hikayeler, kitaplar... Bitmeyecek bir şey varsa hasrettir, özlemektir ağzın burnun tutuşa tutuşa...Ben mesela hep imkansıza meyletmekle meşhur biriyimdir kendi dünyamda. İmkansıza sevdalanmak adama rakı içirir ama olsun. Param votkaya yettiği için. Öde öde borçlar bitmediği için. Bazı şeyler hayat bitince biteceği için...
Diyemiyorsun işte bazen "Ne alaka abi, dertleri kederleri savuşturduk bir süre. Hepsi bu."
Çünkü hepsi bu; Masallar biter. Öyküler, hikayeler, kitaplar... Bitmeyecek bir şey varsa hasrettir, özlemektir ağzın burnun tutuşa tutuşa...Ben mesela hep imkansıza meyletmekle meşhur biriyimdir kendi dünyamda. İmkansıza sevdalanmak adama rakı içirir ama olsun. Param votkaya yettiği için. Öde öde borçlar bitmediği için. Bazı şeyler hayat bitince biteceği için...
"Dönüp dolaşıp varacağım yer Ali abinin Tekel dükkanı işte abi." diyemediğim için...
Zamana bırakacak vaktim olsa hiç bu kadar teleşlanmazdım.
Daha da bilirdim ne yapacağımı. Daha da başa çıkabilirdim bir sürü şeyle.
İnsanlar bu kadar bokumsu olmasa, karşıma çıkan yegane güzelliğe bu denli kaptırmazdım kendimi.
Ömrümce hayal ettiğim kadına rastlamış gibi... neyse... öyle işte...
Birini kırmamak için kendi kalbinizi büklüm büklüm etmeyi iyilikten sayar mısınız?
İyilik ne? Niye iyilik ki, sadece yapılana yarayan? İçinde kötülük yok mu? Kendine kötülük mesela?
Ben bazen bir sigara daha yakıyorum. Üzülen sevdiklerim için. Gitmen gerek, gidemiyorsun. Kalman hiçbir şeyi değiştirmeyecek. Sevmekten vazgeçmek zaten mümkün değil ama geceleri yatmadan bir fotoğrafa dalıp kurduğun o bir sürü hayalin yaşanması imkansız... İnsan alışıyor kültablasında biriken izmaritlere sığınıp bunların hepsiyle savaşmaya.
Sonra bir sigara daha...
Bak hem vallahi hem billahi, arkada Müslüm baba çalmasa bunları yazmazdım. Bir küçük devirmesem... Kırmızıyla devam etmesem hayatta bu kadar dökmezdim buraya. Ben dökülüyorum idare edin. Toplarım yakında.
Çünkü zaman her şeyin ilacı. Ve benim aşırı dozdan bir beklentim var.
Ne var lan? Sonunu bile bile sevmediniz mi hiçbiriniz? Hem bilemezsiniz zaten sonunu. Bir tek gerçek var, bir tek mutlak var şu hayatta, o da ölüm. Başka ne olur ne biter bilemezsiniz.
Ha benim bildiğim bir şey daha var; beni yatırıp sikseniz, kendimi affetmem.
İrfan burada olsaydı ona anlatırdım her şeyi.
Derdi ki "Yapma be oğlum, sanki ilk kez mi oluyor?"
Öyle ya! Haklı piç. İnsanlar birbirlerini kaybediyorlar. Kaç kuş göçmek için kanat çırpıp varamıyor gideceği yere... Kaç olta atıp da balıksız dönüyor eve balıkçılar... İrfan olsaydı sıralardı böyle.
Bir keresinde bana demişti ki "Sen heveslenecek yaşı geçtin Kayıp. O kadına yazık. Haddini bil birazcık."
Nasıl da haklı... Orospunun çocuğu...
Geç kaldım demek için bile çok geç Ali'm Lidar'ımın dediği gibi.
Bazen bir sigara yetmiyor işte.
Bazen bir kadeh daha deviriyorsun ve yetmiyor. Ayak uyduramıyorsun çünkü olan bitene. Elinde kalanla yaşamak zorunda olmak koyduğundan mı ne, mutsuz cümlelerle rahatlatıyorsun kendini. Bak saat 21:01
Şu anda burada bu yazıyı yazmaktansa sevdiğim kadının boynuna yüzümü gömmeyi tercih ederdim takdir edersiniz ki... Etmezseniz de siz bilirsiniz. Kendinizce bir gerekçeniz vardır ve haklısınızdır eminim...
Bak bak çalan şarkıya bak...
Daha da yazmam. Votka almaya gidiyorum ben. Bu gece Müslüm Baba gecesi demek ki.

Zamana bırakacak vaktim olsa hiç bu kadar teleşlanmazdım.
Daha da bilirdim ne yapacağımı. Daha da başa çıkabilirdim bir sürü şeyle.
İnsanlar bu kadar bokumsu olmasa, karşıma çıkan yegane güzelliğe bu denli kaptırmazdım kendimi.
Ömrümce hayal ettiğim kadına rastlamış gibi... neyse... öyle işte...
Birini kırmamak için kendi kalbinizi büklüm büklüm etmeyi iyilikten sayar mısınız?
İyilik ne? Niye iyilik ki, sadece yapılana yarayan? İçinde kötülük yok mu? Kendine kötülük mesela?
Ben bazen bir sigara daha yakıyorum. Üzülen sevdiklerim için. Gitmen gerek, gidemiyorsun. Kalman hiçbir şeyi değiştirmeyecek. Sevmekten vazgeçmek zaten mümkün değil ama geceleri yatmadan bir fotoğrafa dalıp kurduğun o bir sürü hayalin yaşanması imkansız... İnsan alışıyor kültablasında biriken izmaritlere sığınıp bunların hepsiyle savaşmaya.
Sonra bir sigara daha...
Bak hem vallahi hem billahi, arkada Müslüm baba çalmasa bunları yazmazdım. Bir küçük devirmesem... Kırmızıyla devam etmesem hayatta bu kadar dökmezdim buraya. Ben dökülüyorum idare edin. Toplarım yakında.
Çünkü zaman her şeyin ilacı. Ve benim aşırı dozdan bir beklentim var.
Ne var lan? Sonunu bile bile sevmediniz mi hiçbiriniz? Hem bilemezsiniz zaten sonunu. Bir tek gerçek var, bir tek mutlak var şu hayatta, o da ölüm. Başka ne olur ne biter bilemezsiniz.
Ha benim bildiğim bir şey daha var; beni yatırıp sikseniz, kendimi affetmem.
İrfan burada olsaydı ona anlatırdım her şeyi.
Derdi ki "Yapma be oğlum, sanki ilk kez mi oluyor?"
Öyle ya! Haklı piç. İnsanlar birbirlerini kaybediyorlar. Kaç kuş göçmek için kanat çırpıp varamıyor gideceği yere... Kaç olta atıp da balıksız dönüyor eve balıkçılar... İrfan olsaydı sıralardı böyle.
Bir keresinde bana demişti ki "Sen heveslenecek yaşı geçtin Kayıp. O kadına yazık. Haddini bil birazcık."
Nasıl da haklı... Orospunun çocuğu...
Geç kaldım demek için bile çok geç Ali'm Lidar'ımın dediği gibi.
![]() |
| Ali Lidar |
Bazen bir kadeh daha deviriyorsun ve yetmiyor. Ayak uyduramıyorsun çünkü olan bitene. Elinde kalanla yaşamak zorunda olmak koyduğundan mı ne, mutsuz cümlelerle rahatlatıyorsun kendini. Bak saat 21:01
Şu anda burada bu yazıyı yazmaktansa sevdiğim kadının boynuna yüzümü gömmeyi tercih ederdim takdir edersiniz ki... Etmezseniz de siz bilirsiniz. Kendinizce bir gerekçeniz vardır ve haklısınızdır eminim...
Bak bak çalan şarkıya bak...
Daha da yazmam. Votka almaya gidiyorum ben. Bu gece Müslüm Baba gecesi demek ki.



