24 Mart 2018 Cumartesi

Dertleşme / Orhan

"Bana ne olacak Orhan? Ne olmuş ki?" diye soruyorum.

Diyor ki "Yılgın görünüyorsun."
  
"Orhan ben taşıdığım hiçbir izin sahibi değilim. Ben artık eski ben değilim Orhan...
Bunca şeyden sonra sen nasıl görmek isterdin beni canım arkadaşım?"

Ah benim kadim dostum Orhan; 
Aynı saatler uyumuyor, aynı saatler uyanmıyorum artık. Düşlemiyorum bile yıllarca ayrılığın acısını yüreğime ilmekleyen kadını. Hiç kimse için fotoğraflar, yazılar, öyküler, çikolatalar, küçük taşlar biriktirmiyorum artık.
Ben yanıldım Orhan. 
Özlediğim herkes uyurken yatağında, Ben sabahlara kadar rakılar devirdim kadeh kadeh. Ardından sevda türküleri mırıldandığım kadınlar, başka adamlarla sevişirken ölmenin şu hayatta iyi bir seçim olabileceğini düşündüm kendi kendime.
Takvim yapraklarını biriktire biriktire ben kopardım üç gün daha geçsin diye, beş gün daha gitsin diye... Ben! 

Acının izi kolay geçmiyor Orhanım. Zamanın geçmesi gerekiyor insanın üstünden. Bu dünyanın bilmem kaç yüz kere daha hem kendi hem de güneşin etrafında dönmesi gerekiyor. Dünya için ne meşakkatli bir iş bu, biliyor musun?
Bu şehirde kalbime elimi götürmeden, nefesini tutmadan yürüyemeyeceğim sokaklar var Orhan. Ben buradayım ama o yanımda değil diye hüzünlendiğim sokakları var bu şehrin. Ben gitmeyi bilmiyorum. Ben böyle kalıp, kanamayı biliyorum sızlayan yerlerimden.
Yapma çiçekler, ölü kuşlar, uçmayan balonlar...
Ben vazgeçtim Orhan..."
demedim de;

"Yok be olum, havalar çok sıcak, nem çok nem." dedim.