Sokağın başında Mert'i gördü. Onunla aynı anda Maltepe Sahilin delisi Kayıp'ın da radarına girmişti Mert.
Her zaman olduğu gibi Kayıp sigarasını yakıp bir şeyler anlatmaya başlamıştı ki Mert "Abi kusura bakma arkadaşlarım bekliyor." demiş ve delinin sözünü kesmişti. Kayıp eyvallah der gibi başını yana eğmiş, kısa bir göz temasından sonra arkasını dönen Mert'e seslenmişti. "Arkadaşlarına dikkat et abi. Bizi hep üzmez dediğimiz sevdiklerimiz üzdü şu amına kodumun dünyasında."
Mert mekana girer girmez keltoş Sado'nun kafasını görerek arkadaşının oturduğu cam kenarındaki masaya doğru ilerledi, Sado ayağa kalktı ve iki dost birbirlerine sarıldılar. Sado her zamanki gibi alaycı bir ifadeyle
Her zaman olduğu gibi Kayıp sigarasını yakıp bir şeyler anlatmaya başlamıştı ki Mert "Abi kusura bakma arkadaşlarım bekliyor." demiş ve delinin sözünü kesmişti. Kayıp eyvallah der gibi başını yana eğmiş, kısa bir göz temasından sonra arkasını dönen Mert'e seslenmişti. "Arkadaşlarına dikkat et abi. Bizi hep üzmez dediğimiz sevdiklerimiz üzdü şu amına kodumun dünyasında."
Mert mekana girer girmez keltoş Sado'nun kafasını görerek arkadaşının oturduğu cam kenarındaki masaya doğru ilerledi, Sado ayağa kalktı ve iki dost birbirlerine sarıldılar. Sado her zamanki gibi alaycı bir ifadeyle
"Nerede kaldın amına koyim ya, tembel herif yine çıkamadın değil mi evden?" diyerek çattı çocukluk arkadaşına. Hayatı buna benzer şaka ve sataşmalarla dolu olan Mert hiç bozuntuya vermeden "Trafik vardı be oğlum." dedi ve sandalyesini çekip oturdu Sado'nun karşısına. Oturur oturmaz garsona Sado'nun birasını gösterip eliyle 1 işareti yaptı. Arkadaşının gözlerine tebessümle bakarak
"Naber oğlum ya, nasıl gidiyor?" diye sordu.
"Naber oğlum ya, nasıl gidiyor?" diye sordu.
"İyi be Mert'im aynı her şey. İş, güç, koşturmaca. Bir yandan valide, bir yandan hanım, arada orospu oldum çıktım iyice. İkisini idare edeceğim diye alnımın derisi çatlıyor. Sende ne var ne yok? Bizim deli çöktü mü sana da?" diyerek havuzun etrafında sekerek dolanan Kayıp'ı gösterdi.
"He ya çenesini sikeyim, bi sigara verdik bıdı bıdı sikti kafamı. Sevdiğim kadın, beklemek, aşk bi şeyler. Zor kaçtım."
Camdan dışarı çevirdi başını Sadık ve Kayıp'a baktı bir kaç saniye. Gözü öteki tarafta zıp zıp zıplayan Kayıp'tayken;
Kimseye zararı yok lan garibin. Kendi kendine delirmiş işte. Bir keresinde bizi aşağıda Kerim'le yakaladı. Kerim'i biliyorsun patavatsız ibne. Buna dedi ki "Ya baba seni üzen kadın kaybeder, siktiret boş ver sen onu." dedi.
Kerim'e tükürdü önce, sonra bi delirdi ki sorma. "Benim kadınım beni üzdüyse bilerek üzmemiştir lan sikik." diye çemkirdi bizimkine.
"Her boku kendinden bilenlerdensin oğlum sen. Bi bitin lan, bi siktirin gidin lan bu dünyadan, bir şeyi kendinizden bilecekseniz mutsuzluğunuzun sebebini kendinizden bilin, amına koduklarım?" diye bağırdı meydanın ortasında.
Saldırır mı saldırmaz mı bilemedik tabii. Kerim bunu o hayvan gücüyle itti, göt kadar cüssesi var delinin. Uçtu, gitti, düştü bir masanın kenarına. Doğruldu, kıçının üstüne. Gık demedi. Orada öylece oturdu. İçim acıdı lan. Esnaf koştu geldi yanımıza.
Dediler "Abi vurmayın saldırmaz kimseye, bağırır çağırır ancak."
Nasıl zoruma gitti biliyor musun? Sanki sokak köpeğinden bahsettiler...
"Havlar ama ısırmaz."
Mert de başını cama çevirdi.
Bana da şey dedi önce "Sevenin varsa tadını çıkar abi. Bir gün bir bakıyorsun ki hiç sevenin kalmamış. O günden sonrası hep üzülmekle geçiyor, bir daha kendini de sevemiyorsun." dedi.
Mert de başını cama çevirdi.
Bana da şey dedi önce "Sevenin varsa tadını çıkar abi. Bir gün bir bakıyorsun ki hiç sevenin kalmamış. O günden sonrası hep üzülmekle geçiyor, bir daha kendini de sevemiyorsun." dedi.
"Gidenin geri döneceği sebepler bırakacaksın ki dönsün be abi." filan dedi.
Ben de kendi kendime "Ne diyor bu kodumun şarapçısı." diye sordum da ne bileyim...
Sadık birasından bir yudum alıp gülümsedi.
"Aşk işte oğlum. Adamı böyle güzel delirtir. Yanlış mı demiş? Senden akıllı konuşmuş."
Mert kül tablasına dalmış gözlerini Sadık'a kaldırıp "Şimdi düşününce..." (sessizlik) "...doğru demiş kanka." dedi ve gülümsedi.
Ben de kendi kendime "Ne diyor bu kodumun şarapçısı." diye sordum da ne bileyim...
Sadık birasından bir yudum alıp gülümsedi.
"Aşk işte oğlum. Adamı böyle güzel delirtir. Yanlış mı demiş? Senden akıllı konuşmuş."
Mert kül tablasına dalmış gözlerini Sadık'a kaldırıp "Şimdi düşününce..." (sessizlik) "...doğru demiş kanka." dedi ve gülümsedi.
Birasını getirdi garson. Teşekkür ettikten sonra kadehi kavradı ve
"Adı ne bu delinin?" diye sordu Sadık'a.
"Kayıp diyor adını soranlara." dedi Sadık.
Mert kadehini kaldırıp,
"Kayıp gibi delirmeye değecek tüm kadınlara." dedi
Sadık da kadehini kaldırıp tokuşturdu arkadaşınınkiyle.
Akşam, saatleri geceye doğru sürerken Sadık ve Mert uzun ve hasret gideren muhabbetlerini sonlandırıp mekandan kalktılar. Birbirleriyle vedalaştıktan sonra Sadık evine Mert sahile doğru yollarını ayırdı. Mert tekelden bir sigara aldıktan sonra Sahile inen ışıklardan taksiye binmeye karar verdi. Işıklara doğru ilerlerken aldığı sigara paketini açtı. İçinden bir sigara çıkarıp ağzına götürdü. Çakmağını çıkarmasıyla birlikte arkasından bir ses duydu "Abim, varsa bi sigara versene be?"
Arkasına döndüğünde kendisinden sigara isteyen adamın Kayıp olduğunu gördü.
"Gel Kayıp gel, var tabii olmaz mı? Sana hep bir tane sigaram var artık benim." dedi.
"Eyvallah abim, cansın." dedi Kayıp, titreyen elleriyle Mert'in uzattığı sigarayı alırken.
"Evin nerede senin, ne yapıyorsun bu saatte burada?" diye sordu Mert.
"Evim Ukrayna'da abi. Şu sahilin karanlık limanında yatıp kalkıyorum ama benim o karanlığı delecek ışığım, evim, huzurum, şehrim, götüm başım neyim varsa hepsi Ukrayna'da."
Mert gülümsedi. Onu delirten aşkın sahibi kadından bahsettiği kelimeler hoşuna gitmişti.
"Yaşamak dersen, orada yaşıyorum ben de abi. Burada sadece bekliyorum." diye ekledi Kayıp.
Mert sigarasından bir nefes çekti ve dumanı üfledikten sonra Kayıp'a dönerek
"Sana hiç seni seviyorum dedi mi Kayıp?"
Kayıp bir saniye bile düşünmeden "Babamdan daha çok dedi abi. Babamdan daha güzel dedi. O benim yüzümü parmaklarının ucuyla severek bile seni seviyorum dedi. Ağzı dili demese gözleri dedi, gözleri demese parmaklarınun ucu dedi, elimi tutarken avuçları dedi." diyerek yanıtladı Kayıp.
Mert Kayıp'ın gözlerinin içine bakıyordu.
"Bu sana iyilik mi, kötülük mü bilmiyorum ama bekle o zaman Kayıp. Buna değer biliyor musun?" dedi karşısında yüzünü yere eğmiş deliye.
Kayıp gülümsedi. "Abim... değer tabi. Gelmesin isterse. Gelmesin bileyim ama bekleyeyim ben şurada. Öleyim abi. Değer ki zaten." dedi Mert'e gülüsemeyle ağlamak arasında bir ses tonuyla.
"İyi bak kendine Kayıp." dedi Mert.
"Bakarım." dedi Kayıp. Bir sigara daha uzattı Mert. Sonra el sallayıp döndü arkasını.
Kayıp bir süre şaşkınlıkla ve mutlulukla baktı kendisiyle konuşan adamın arkasından.
"Bakarım abi, bakarım. Kalbimin atması lazım o kadını daha çok sevmek için. Nefesimi almam lazım. Aldığım nefesi geri vermem lazım ki, o kadının verdiği nefesle atmosferde buluşur belki diye karbonlarım dioksitlerim... nefesimi alıp vermem lazım o kadının nefesinin karıştığı şu gökyüzüne bir saniye daha bakmak için abim.... Bakarım tabii." diye mırıldadı adamın ardından bakarken.
Limana doğru döndü yüzünü. Işıklardan karşıya geçerken duran arabalara bakarak "Kirletmeyin şu gök yüzünü be. Ozonun anasını siktiniz anasını. Sizin egzozlarınızı sikeyim nefes alıp vermemiz lazım bizim nefes. Şuraya bak amk açmış sesi sonuna kadar, yalandan ara gaz vermeler. Karbüratörüne sıçayım senin nefes alamıyoruz nefes..." diye bağırdı.
Müziğin sesi sonuna kadar açık olan arabadaki gençler güldüler Kayıp'a...
Kayıp karşı kaldırıma doğru adımlarken arabadan yükselen ses;
"Karanlık çöktüğünde,
Koktuğunda kömür sokak,
Şehrimin tadı ağzımda yine; is, pas, kir, kömür, plastik, çöplük, lastik, egzoz, esrar."
diyordu...
