9 Nisan 2018 Pazartesi

DökümAn/Ben-Siz ve Maksat Matematik

Dünya;
"Ben sevdim, eller aldı." diyerek,
yaşamaya çalışanlarla dolu.

Alexandra çalarken, başının dizlerimde olduğu, bir avludan göğe bakabildiğimiz, sigara kokan parmaklarımla saçlarını okşadığım bir hayalim vardı. Senin gülümseyerek bir şeyler anlattığın, benim hayran hayran yüzünü izlediğim bir hayal... Öyle sıradan, öyle imkansız... İki kere dokundum dudaklarına... 
Bana sorarsan (ki sormazsın) yerimi bilerek seviyorum ben seni. Köpek gibi...
Bir sokak köpeği, ona yemesi için bir şeyler vermişsen eğer, seni her gördüğünde bir süre peşinden gelir ya hani! Sen "gel" diye çağırana kadar gelmez yanına. Mesafeyi korur... Köpek gibi seviyorum ben seni. Köpek kadar... 
Neyse; ellerimi diyorum, başında gezdiriyorum hayalimde bile... ve mesafeyi koruyarak, dokunarak ama bir o kadar dokunmayarak...
Seni çok seviyorum ve senin dünyan bensiz de dönüyor. 
Oysa ben senin, gözlerinin bir tek gülüşüne dahi ölürdüm isteseydin...

Dünya;
"Nasıl olsa bensiz de dönüyor." diyerek,
Ölenlerle dolu...

Minicik bir kurşun, koskoca bir fili deviriyor şu hayatta. Minicik dediğim, bildiğin 32 gram.
Maharet kurşunda sananlara demeli ki; "yaprak kesen karıncalar günde elli kere, kendi ağırlığının elli katını taşıyor yuvalarına, haberin var mı senin sokuk?"
İnsan insanın kurşunu değil de karıncası olmalı işte canım kuzum.
Maharet kurşunda sananların dünyası, filler olmadan da dönüyor nasılsa?
160-165 santim boyunla içimde 700 metre kare boşluk bırakmış olmana sebep olan şey, benim 250 gram kalbimle seni 400 ton sevmiş olmamdır. Kurşunun mahareti, filin büyüklüğündendir belki... Bunu her şeyin içinde bir maharet arayanlara anlatmalı...

Sen beni sevmedin. Mesela ben değil de başka biri öpüp kokluyor ya seni!
Başka biri "sevgilim" diyor ya sana! Başka birinin hakkı ya senin saçlarında parmaklarını gezdirmesi! Bu beni günde ortalama 4 saat üzüyor. Güzel şarkı söyleyemediğim için içimden şarkılar söyleyerek 2 ile 4 km yol yürüyorum her gün. Çünkü başka bir yol bulamıyorum seni özleyip özleyip üzülmemek için. Evimde hiç saç tokan yok. Tokaya anlam yüklemek değil maksadım. 2 gramlık tokaya rastlasam evde, içimde aynı anda çift bataryalı 29 ayrı havai fişek patlar. Ya da yastığımda bir tel saçına...
Yastığımın yanında kafan olmayacaksa başka bir yastığa gerek yok. Yastığa da anlam yüklemek değil maksadım. Olmayacak şeylere gönül bağlamak yedi litre kan kaybına eşdeğermiş. Bunu anlatmak istiyorum.
Makria çalıyor arkada. Sen yoksun. Bütün güzel hayallere rağmen bunun beni nasıl yaşatmadığını anlatıyorum. Şarkı eşlik ediyor da!
D
ünya; İnsan hayal kurmasa da dönüyor oysa...