3 Nisan 2018 Salı

Dert Anlatmayan Kelimeler / Belki Vol II

İhtimaller dahilinde “belki” ne güzel bir kelime. Neresinden bakarsan bak ufacık dahi olsa umut var içinde.
Kelime olarak, senin sadece adın güzel.
Ama gözlerin, dudakların, ellerin, kokun yüzünden… ve İhtimaller dahilinde, bu dünyanın bütün dillerinde en güzel kelime sensin elbette.
Herkes yanlış biliyor; en güzel doğa olayı yıldırım şelalesi, beyaz gökkuşağı, kuzey ışıkları filan değil mesela. Bok yesin Venüs Kemeri senin gülüşünün yanında. En güzel doğa olayı senin uyanman. Sonra giyinmen, soyunman, yürümen, bakman, konuşman… Hiçbiri içinde belki barındırmayan…
Bizi imkansız ve bütün iyi ihtimallerin dışında tutan şey nedir bilmiyorum. Mümkün olsa dudağın dudağımda yaşarım ölene kadar. Dudağım avucunda… Ya da herhangi bir yerine dokunan parmak uçlarım vasıtasıyla… Yaşam ihtiyacım gibi… Neresinden bakarsan bak, hayat belirtilerimden biri olur seni seyretmek, sana dokunmak, seni öpmek, seni dinlemek, sevmek seni, seninle sevişmek...
Bu yüzdendir ki; bizi bir araya getirmeyen şeylerin canı cehenneme. Seninle ilgili içinde “belki” geçen bir tanecik bile cümle kurdurmayan bu dünyanın canı cehenneme. Evet belki sıradan bir adamım, evet belki bencil, belki çirkin, belki kötü, belki başarısız bir adamım ama aşığım...
İnsanız, kanadımız yok diye uçmayı istemek, değil mi hakkımız?
İhtimaller dahilinde belki bir adam, yarı aydınlık bir odanın ortasında eline kalemini almış, önündeki deftere seni nasıl sevdiğini karalayıp duruyor. Dumanlı kelimeler sıralıyor ardı ardına. Belki içini yakıyorsun. Belki her şeyini...
Belki amazonların üzerinde birbirine katman katman ve paralel olarak geçen elektrik yüklü bulutlar geziyor yağmur dökmeden.
Belki yıllar süren karşılıksız bir sevda, şu an, şu saniye karşılığını buluyor.
Belki birileri bir yerlerde pişman oluyor. Biri kendine sorduğu sorulardan birinin cevabını buluyor kendinde, bir başkası tam şu an, son nefesini verene kadar cevabını bulamayacağı o soruyu soruyor kendine... "Neden ben?" diyor... Tam şu an...
Mümkün ki... Bunlar hep ihtimaller dahilinde işte...
Mesela bir anne şu an hasta yavrusunun nefesini dinliyor. Avucunu alnına götürüp ateşini ölçüyor. Tedirgin kalbi, yavrucağından daha hızlı atıyor bir babanın.
Belki büyük laflar ediliyor, hazır edilmiş olanlarından bazıları yutuluyor, küçük lokmalar yeniyor, çaylar içiliyor. Belki bir sürü adamın öpmek istediği bir gamzenin üzerine kadının gözyaşı akıyor tam şu an...
Gencecik bir aşık, tüm cesaretini toplayıp, hem de tam şu saniye ömrünce unutmayacağı o ilk öpücüğünü aşk ediyor taptığı dudaklara...
Tüm bunlar olup biterken ben, senin duştan çıkıp havluya sarındığın bir gece vaktinde, saçlarını taramak gibi bir hayali geçiriyorum içimden. Ara sıra da sırtına bir öpücük...
"Keşke" çok kötü bir kelime... Neresinden bakarsan bak, küle dönmeye mahkum arzular var içinde.
Keşke biz seninle, (doğal olarak içinde sen olduğundan) bütün ikinci çoğul kelimelere anlamlar katsaydık. Ben bazen kalbimi açıp seni gösteriyorum bunca kelimeyle. Orada ne kadar güzel olduğunu gör diye.
İmkansız kelimeler düşüyorsa kağıtlara, bu benim suçum.