13 Aralık 2017 Çarşamba

Kendimle Delirmişlikler / Anksiyete Nöbetleri


Farkındayım,
Bazı hayal kırıklıklarının ihtişamına hiçbir sevinç denk gelmiyor.



Aşk için kuracak büyülü cümlelerim yok artık. Yorgunluktan olsa gerek...
Çocuklara 'Büyüyünce de giyersin' diye bir numara büyük alınmış ayakkabılar gibi artık aşk.
Sevindirir ama erkendir aslında. Büyüdüğünde de eski... Geç kalınmış gibi...
Sikeyim aşkın ızdırabını be doktor.

Çocuk demişken; Yazlıktan komşumuz Çetin abimizin bir oğlu vardı. Adı Eren, 7 yaşında. Bir diğer komşumuz Latif amcanın torunu Melisa'ya aşıktı. Bir sabah bizim bahçenin önünde gördüm bunları. Eren iki erik almış gelmiş, birini verdi Melisa'ya. Dedim işte aşk...
Bigün de deniz kenarındayız, dedesi sözünü dinlemeyince ceza verdi Melisa'ya denize girmeyeceksin diye. Boncuk dudaklarını büzüp sarındığı havlusuyla küstü oturdu kumsala. Hop Eren'de çıkıp denizden, gitti küskün Melisa'nın yanına.
Birbirlerine bakıp güldüler. Aşk orada öyle gülmekti. Hiçbir şeysiz...

Canım doktor! Ayağına bir numara büyük gelen aykakkabıları giymiş çocuklarız. Aşklar insanlara bu yüzden mi küçük geliyor artık, bilmiyorum ki...

-

Hiç kimse bir diğerine benzemez ve bence bu dünya güzelse bu yüzden güzel.
Her şarkıya aynı duyguyla eşlik edebilirsin. Şarkılar da o yüzden güzel. Yaşamayı mucize kılan şeylerin listemin başında aşık olduğum kadın var, bu dünyayı onunla çok sevdiğim için.
Keşke elleri, ayakları, dudakları falan yanımda kalsa... Saçma bir istek olabilir ama mantıklı olunca da mutlu olunmuyor be doktor... Ağlasam birazcık olur mu?

-

Hayır doktor, insanların içinde ağlamaktan çekinmiyorum ben.
Aylardan yine Aralık. Bir pazar sabahı evden çıkıp Beyoğlu'na gittim. Oturdum merdiven sokakta bir mekana, çay ve tost söyledim kendime. 25 km yolu bunun için geldim. Tostum ve çayım gelmeden o masayı tek başıma işgal ettiğim için üzüldüm. Garson kıza dedim ki "Lütfen bir çay alıp benimle oturur musun? Yalvarırım sana..." Aylardan Aralık ama hava yaz mevsimlerine kafa tutuyor.
Sıcak mı sıcak. Otursun istedim çünkü evde duramadım. İstedim çünkü fena halde sorasım var birine "Üç mevsim geçti özleyerek. Bu arada ne oldu? Hayat güzel mi gerçekten?"  
Kız oturdu sağ olsun. Bir şey soramadım. Ağladım biraz. Elimi tuttu. Gülümsedim, teşekkür ettim ve çıktım oradan. Çok içtim o gece.
Aklıma gelince aşık olduğum kadın, gülümsemem lazım benim. "Özledim." diyebilmek için birilerine beni dinlemesi için yalvarmam değil... Benim bütün kadınlarım güzel. Benim bütün hikayelerim güzel. Bir bilsen doktor... bir bilsen! Gülümsemem lazımdı ama ben ağladım. 

Aklına geldiğinde gülümseyen insanları tuttuğu takımı tutar gibi pazarlık etmeden sevecek insan.
Bazı maçlar istediğimiz gibi bitmiyor ama ben oynanan oyuna bakarım. Taktik mi tutmadı, takım mı isteksiz, uyum sorunu mu var, rakip mi gününde, hakem mi kötü?
Ben oyuna bakarım doktor.

Sikerim böyle aşkın ızdırabını.