11 Ağustos 2017 Cuma

Tıpkı Dün Gibi... Aynısı

Öyle haklısınız ki? Ben olsaydım, ben de duymazdım.
Bugün de “iyiyim” dedim hepinize… Görmediniz gözlerimin içindeki yalvaran bakışları. Görmediniz “kötüyüm lan anla işte.” çığlıklarımı. Çığlık görecek göz yok belki sizde, yemin ederim haklısınız. Ama ben de ne yapayım, geçtim işte…
Ben her şeyi bir kenara bırakıp, her şeyi bir kenara bırakmak için çırpınan bir adam olarak geçtim aranızdan. Benim “geçmek” gibi hiç geçmeyen gizli güçlerim var. Buna rağmen yine hiç geçmeyen şeylerle nasıl ölünür bilmeden, geçmeyen şeylerle yaşayamadan... ve tam da aranızdan…
Annemin diktiği pelerin sırtımda… Annemi özlemekle sarındığım…
Fark etmediniz.
Evlerinizin arasından geçtim. Sokaklarınızdan adım adım... Bir adım yol alamadan hem de...
Ömrümden geçen her saniyenin tanığı olarak -ki zaten şahit olmanızı istemezdim.
Titrek bir mum ışığı gibi ama cehennem olmak hevesiyle... ve bir üflemelik canımla geçtim.
Yemyeşil bir orman olmak arzusuyla dolu bir ağacın kuru yaprağı gibi... ama iyiyim dedim hepinize rüzgar esip beni dalımdan kopartırken.
Biraz hep, biraz hiç geçtim... Hiçken size hak verdim geçerken aranızdan. Hep iken biraz sitemle...Bilmediniz...
Siz de haklısınız.