Senin sağ bileğinde yaşıyorum ben deniz kızı.
Sana bu mucizeyi nasıl anlatayım?
Ama oluyor işte. Böyle mucizeler olur bazen.
Benim gibi adamlar, seninle aynı sokaktan geçer. Bu en çok, benim gibi adamlar sarhoşken hayal kurduklarında mümkündür. Bazı şeyler ancak hayallerde mümkündür ama benim kanım sanki Ocak 27 iken, senin sağ bileğinde akmaya başladı... Bunu nasıl anlatayım şimdi?
Benim gibi adamlar, senin saçlarından geçen rüzgarın semtimizi bulmasıyla birlikte aynı anda severler yaşamayı. İşte bu; doğada nadir görülen bir mucizedir. Doğa bu kadar düşmanken insana... Ege denizinden esen kuvvetli rüzgarların gelip balkonuma seni getirmesi, bir gece vakti...
İşte böyle gecelerde; Benim gibi adamlar, sana dünyanın en güzel seven şairlerinin şiirlerinden okumak isterler.
Gülümseme ihtimalin varsa, yani o güzel, o kocaman gözlerin parlayıp küçücük olacaksa güldüğünde, sırf bu sebeple, hani biraz da "her şey daha farklı olabilirdi." diyebilmek için o güzel sevmiş şairlerin şiirlerine sığınırlar. Kendileri sana layık olan kelimeleri asla bir araya getiremeyecekleri için...
İçilen tüm rakılar aşkına kadın! kıymet bilen bütün yaralı yürekler aşkına! sevdiğin bütün şairlerin şiirleri aşkına söyle;
ben senin sağ bileğinde yaşıyor olduğumu hangi şiirle anlatabilirim?
Milyonlarcasının içinde hangi mısralar anlatır bu mucizeyi?
Sen hangi kıyıya yüzecek olsan şarkılar söylemek için, bil ki o kıyılar hep bizim.
Çok güzeliz biz seninle.
Bu yüzden bütün güzel şeyler bizim. Şu balkonlar, arka masamızda oturan çiftin ayaklarına dolanan küçük beyaz kedi, bu barın içinde süs olsun diye duran ahşap plakçalar, hatta arkada çalan, melodisine kendimi kaptırdığım ve şu yazıma eşlik eden Fransızca şarkı... hepsi bizim.
Her şeyi bir kenara bırakıp, yaşadığımızı hissettiğimiz zamanlar... daha ziyade senin gözlerinin gülüşüne şahit olduğum fotoğraflara bakındığım zamanlar... Zaman bizim.
Bu mucize nasıl anlatılır?
Başka yolu yok be kadın; sen bambaşka bir alfabeyle anlatılmalısın. Yeniden yazılmalı belki masallar. Hangimizin masalı enkaz değil ki?
Bana kalsa; ben senin için bu dünyanın kaderini yazarım yeninden ama bazı şeyler elimde değil. Bir mucize daha olmalı benim seni anlatabilmem için.
Yeni bir dil bulmalı belki.
Yeni bir dünya şart; senin yüreğinde kendimi bulduğum vakitler nasıl şenlik ateşleri yakıyorum, görsünler diye... Beni kimse görmese de olur ama bana kalsa, dünyayı yeniden yaratır, kendi defolarını sev diye bütün güzel adamları sana aşık eder, bütün güzel kuşları senin göğüne iliştirirdim...
Sen ki; cennetin nerede olduğunu öğrettin bana. Bu yüzden son vapur kaçta kalkar biliyorum. Son vapurları kaçıranların hikayesini biliyorum. Bu dünyanın hangi sokağında, ellerim cebimdeyken hangi şarkıyı mırıldanmam gerek biliyorum. Senin sokağında belki sesini duymak mümkün olur diye susmak gerektiğini... biliyorum.
Çünkü ben "Belki"lerin ardından "iyi ki"lerin gelebileceğini senden öğrendim bu gece.
Bu geceler hep bizim.
Bu sigaralar... bu rakı kadehleri... Hep...
Yolunu şaşırmış iki yıldız çarpışsa uzayda ne olur? Mucize desen değil, sihir desen eksik.
Ama senin sağ bileğinde atıyor işte benim nabzım. Bak bütün kapılar karşımda. Hem de hepsi açık.
Şurada duruyor bütün yenilgilerim. Ama bak! ben daha ölmemişim. Ölmemişsen henüz, ihtimal vardır... biliyorsun.
O yüzden, son kadehi kaldırıyorum huzurunda. Sana.
Sen "iyi ki" dedin diye bana; güzelim ellerine bırakıyorum bütün kırlangıçları.
Çünkü "kaybedecek neyim var lan benim"ler eriyor dilimde. Belki bir kaç kırlangıç işte...
Seninle ben çok güzeliz deniz kızı. Her şeye rağmen; az sevinip, çok kaybettiğimiz hikayelerimize, yangınla sevişip kabusla uyandığımız yataklara, gelenlerimizin yüzüne, gidenlerimizin sırtına, hiç gelmeyeceklerin hiçine rağmen çok güzeliz.
Belki bir bileği öpünce daha güzeldir her şey... O güzel ayaklarınla sahile yürürken çektiğin bir fotoğrafta... Şu son kadehi kaldırırken senin bütün güzelliğinle varlığında... Ulan hiç bitmesin, ulan hiç geçmesin dediğim ne varsa ya da öznesi sen olan herhangi bir cümle kurduğumda...
Bunların hepsi kendi ayarında birer mucizeyken, ben sana seni nasıl anlatayım be deniz kızı?
Çok eskiden dinlediğin, eskiden çok sevdiğin ama sözlerini unuttuğun bir şarkıya rastlamak gibi hiç ummadığın anda...
Bazı şeylerin kaderi kelebek ömrü kadar olsa da benim gibi adamlar unutmaz senin gibi kadınların ellerini...
"Henüz ölmemişsen bir ihtimal vardır"ın güzelliği...
Hepsi sana ait ve her biri birer "iyi ki"...
![]() |
| Cennetin nerede olduğunu biliyorum. |
