22 Ağustos 2017 Salı

DökümAn / İsyancıl


Oysa sen istedin karanlık gecelerin tek başına yıldızı olmayı...
Sen öğrettin büyüme telaşında yürekli çocuklara güzel masalları... 
Sen gösterdin bütün kıyılarıma dalgaları...

Sen istedin sen! 
Ulan oysa sen becerdin siki tutmuş umutlarımı masmavi göğe boyamayı.
Öyle ki; hayat sevincini yeniden hatırlayıp kendimi en yüksek buluttan atmayı...
Yaşamayı bana sen doldurdun oysa yeniden. Ben o yüzden adımlar attım kaldırımlarda ikimizin yerine... sen daha fazla yorulma diye... 
Sen istedin kadın sen! Uçurumların yamacında büyüyen yalnız çiçeklerden olmayı...

Ki siktiret dilini dudağını, başını gel diye iki milimlik sallasan ben hazırdım her hücremle sana ölmeye...

Ama gel gör ki sen istedin işte! Sen istedin hasret şiirleri yazayım diye.
Bilmedin mi hiç be Allahsız, tutuşmasından daha çok vakit alır ateşlerin sönmesi?
Söndürecek sandığın şiirler tutuşturmadı mı Ahmed Arif'leri Ümit Yaşar'Ları...?


Bana vakit dar kadın, sanki hiç anlamamışsın gibi... Sorarım; kime ne faydası var bozulmuş saatlerin üçü-beşi göstermesinin şimdi? Zaman durdu benim için, çünkü sen yoksun.
Kime ne faydası var kaçta durmuş saat, hangi günde kalmış o takvimin yaprağı...

Acıtmaz mı insanın içini? 

Her şeyi sen istedin... avuçlarıma konmuş bir kelebek olmak hariç, her şeyi...