Bir gün her şeyi bir kenara bırakıp, tek tek karşınıza dikileceğim.
Bir daha yüzünüzü görmek istemediğimi söylemek için bakacağım gözlerinizin içine.
Son bir kez...
Buna şahit olurken beni tanıyamacağınız için, benim hep gözlerinize gülen gözlerime alışık olduğunuz ve aslında vurmayı çok sevdiğiniz yumuşak karnım olan kaybetmişliklerime oynamayı benimsediğiniz için şaşıracaksınız biraz.
Şaşırmayın!
Ben Kayıp. Bu isme layık olmamda belki de en çok sizin payınız var. Oradan hatırlayın. Gerçek adım kısacık. Hatırlaması zor değil. Ama kimsede yeri olmadı adımın.
Bu yüzden benim adım Kayıp. Ve bunun benden başka hiç kimse için bir önemi yok... Bunun olmasına gerek de yok...
Annem çok yaramaz bir çocuk olduğumdan şikayet edermiş hep. Oradan oraya koşturarak, zıplayarak geçmiş çocukluğum. Okuduğum hiçbir okulda başarılı bir öğrenci olamadım. Buna rağmen müsamerelerde şiirler okudum. Folklor ve tiyatro gruplarına, futbol, voleybol ve hentbol takımlarına alındım. Okullar arası atletizm yarışmasında 100 metre, 200 metre, 1500 metre koştum.
Annem çok yaramaz bir çocuk olduğumdan şikayet edermiş hep. Oradan oraya koşturarak, zıplayarak geçmiş çocukluğum. Okuduğum hiçbir okulda başarılı bir öğrenci olamadım. Buna rağmen müsamerelerde şiirler okudum. Folklor ve tiyatro gruplarına, futbol, voleybol ve hentbol takımlarına alındım. Okullar arası atletizm yarışmasında 100 metre, 200 metre, 1500 metre koştum.
Hepsinde dördüncü olup ne bisiklet, ne eğitim seti, hiçbir ödülü kazanamadım. Ama amcam öptü alnımdan. "Aferin." dedi. Teselli olsun diye bir dolmakalem aldı bana. Onu da kardeşim balkondan aşağı attı. Bebekti eşek sıpası. Kızamadım da... Kardeşimden başka hiçbir şeyin benim için bir önemi yok...
Ben sonra büyüdüm herkes gibi. Koştuğum kadar kaçtım. Ve öğrendim ki insanın saklanabileceği bir yeri olmalı şu hayatta. Orayı kimselere söylememeli. Çünkü ne zaman lazım olacağı hiç belli olmuyor o kuytu yerlerin.
Ben sonra büyüdüm herkes gibi. Koştuğum kadar kaçtım. Ve öğrendim ki insanın saklanabileceği bir yeri olmalı şu hayatta. Orayı kimselere söylememeli. Çünkü ne zaman lazım olacağı hiç belli olmuyor o kuytu yerlerin.
Derken küçük badireler atlattım. En çok amcamı özledim. Keşke ölmeseydi. Kahramanlıklar yaptım kendi çapımda. Ben çantamı araya girmek için Şinasi amcaya fırlatmasam, baba dayağı yiyecekti Funda. Hem Funda mahalleden en yakın arkadaşımın sevgilisiydi. İkisi de değerdi Şinasi amcadan o tokatları yüzüme yüzüme yemeye. Kıymeti bilinmedi belki ama vallahi değerdi.
Çocukluğumdaki o çevikliğim devam ediyordu. Ben de futbola... İnce olma çabam meşin yuvarlarğın arkasında koştururken de işime yarıyordu. İnce çalımlar, ince paslar, ince bilek ve bel hareketleri... Eski dostlara da ince davranıyordum ki eski dost kelimesine bu kadar çok yakışan insanı ömrüme katmak benim bizzat kendi aptallığımdı.
Küçük ve anlamsız incelikler...
Amcam uyanmasın diye parmak uçlarımda yürürdüm. Sessizce kapatırdım kapıları... Amcam bir gün bir daha hiç uyanmadı. Hayat böyleydi çünkü. En büyük kayıp insandı.
Zaten diğerlerinin bir önemi yok...
Daha sonra aslında hiç büyümek istemediğimi fark ettim. Keşke yarıştığım her yerde ve daima dördüncü olsaydım da amcam alnımdan öpseydi. Çünkü ben büyüdükçe, unutmak için kaybettiğim her şeyi rakı masalarından sarhoş kalkar oldum, . Büyüdükçe en son söylenecekleri hep ilkin söyledim. Hiç söylenmeyecekleri kendime saklamam gerekmezmiş. Amcam kanser olunca öğrendim.
Zaten diğerlerinin bir önemi yok...
Daha sonra aslında hiç büyümek istemediğimi fark ettim. Keşke yarıştığım her yerde ve daima dördüncü olsaydım da amcam alnımdan öpseydi. Çünkü ben büyüdükçe, unutmak için kaybettiğim her şeyi rakı masalarından sarhoş kalkar oldum, . Büyüdükçe en son söylenecekleri hep ilkin söyledim. Hiç söylenmeyecekleri kendime saklamam gerekmezmiş. Amcam kanser olunca öğrendim.
Sonunda çocuk aklıma uydum. Hepten sustum hayatımdaki insanlara.
Mış gibi kazanır ama mış gibi kaybetmez insan. Mış gibi yaşamadım bu hayatı. Sevdiklerimin açtığı yara kapansa da acısı geçmiyormuş. Sevdiğim herkes mış gibiymiş ama bıraktıkları izler hiçte öyle değilmiş... Birgün yabancı olacaklarmış. Bununla yaşamak gerekirmiş.
Kendine kızarak yaşamanın zaten bir önemi yok(muş).
Bir gün kendimi adam yerine koyup, hayatımdan derlediğim bir kitap yazacak olursam eğer hakkını vermek istediğim insanları o kitapta anmak boynumun borcu olsun.
Işığıma; İyi ki varsın. Bu kadar anlatabiliyorum değerini. Özür dilerim.
Babama; Seni çoktan affettim ben.
Kardeşime; O kalemi aşağı attığın için hiç kızmadım sana.
Kemal, Funda ve Şinasi amcaya; Geçti... Artık acımıyor.
Mert'e; Bir gün doğru yola çıkarsan, düşmeden önceki beni hatırla.
Metin'e; Soyadını bile unuttum.
Mehmet'e; Çok ayıp ettik kendimize... Çok...
Simge'ye; Ben seni hiç tanımamışım. İyi ki...
Amcama; Seni çok özledim.
Anneme; Beni neden doğurdun?
Kendime; Olmadı ama olsun. Canın sağ olsun...
Bir gün her şeyi bir kenara bırakıp kitaba adını yazmadığım herkesin tek tek karşısına dikileceğim.
"Bir daha yüzünüzü görmek istemiyorum." demek için bakacağım hepsinin gözlerinin içine.
Son bir kez... Hiçbir şeyi hak etmiyor olsalar da o nefreti gözlerimde görmeye hakları var bence. Bir gün, tek tek, layık olduklarını vereceğim hepsine...
Mış gibi kazanır ama mış gibi kaybetmez insan. Mış gibi yaşamadım bu hayatı. Sevdiklerimin açtığı yara kapansa da acısı geçmiyormuş. Sevdiğim herkes mış gibiymiş ama bıraktıkları izler hiçte öyle değilmiş... Birgün yabancı olacaklarmış. Bununla yaşamak gerekirmiş.
Kendine kızarak yaşamanın zaten bir önemi yok(muş).
Bir gün kendimi adam yerine koyup, hayatımdan derlediğim bir kitap yazacak olursam eğer hakkını vermek istediğim insanları o kitapta anmak boynumun borcu olsun.
Işığıma; İyi ki varsın. Bu kadar anlatabiliyorum değerini. Özür dilerim.
Babama; Seni çoktan affettim ben.
Kardeşime; O kalemi aşağı attığın için hiç kızmadım sana.
Kemal, Funda ve Şinasi amcaya; Geçti... Artık acımıyor.
Mert'e; Bir gün doğru yola çıkarsan, düşmeden önceki beni hatırla.
Metin'e; Soyadını bile unuttum.
Mehmet'e; Çok ayıp ettik kendimize... Çok...
Simge'ye; Ben seni hiç tanımamışım. İyi ki...
Amcama; Seni çok özledim.
Anneme; Beni neden doğurdun?
Kendime; Olmadı ama olsun. Canın sağ olsun...
Bir gün her şeyi bir kenara bırakıp kitaba adını yazmadığım herkesin tek tek karşısına dikileceğim.
"Bir daha yüzünüzü görmek istemiyorum." demek için bakacağım hepsinin gözlerinin içine.
Son bir kez... Hiçbir şeyi hak etmiyor olsalar da o nefreti gözlerimde görmeye hakları var bence. Bir gün, tek tek, layık olduklarını vereceğim hepsine...

