15 Temmuz 2017 Cumartesi

Burcuma Mektup

Gözümün önünden geçen herkesin bakışlarına takılıyor gözüm oturduğum yerden.
Bu şehrin insanı tüketeceğini bilirdim de, insanların tükenmeye bu kadar meyilli olduklarını bilmezdim ben be Burcum.
Herkesin ve her şeyin tükendiğini görmek hayata dair koskocaman bir kırgınlık değil mi?

O yüzden biz küçük lokmalar yiyelim ekmeklerden, küçük adımlarla yürüyelim Moda sahilini. Hem senin ayakların da küçük benimkiler gibi.
Ve hep küçük cümlelerle konuşalım birbirimizi... Geri kalan ne varsa tükense de olurmuş gibi... Sevmek hiç tükenmesin. Sevmek tükenirse bu dünya yıkılmaz mı Burcum?
Pencerenin kenarında oturup ağlamaz mı insan sonra?
Bu pencereden Samandıra tepesi görünüyor mesela... ama ağlamıyorum.
Çünkü sen varsın buramda...

Geldiğimde elimden tut ne olursun. Çiçekler açsın, sokaklar dolsun, çocuklar gülümsesin, bizim olsun bu dünya. Zor değil ki; düşeceksek birlikte düşüp "ulan ne komik düştük be!"diye yine birlikte gülelim. Çünkü bu şehirde düşenlere gülüyor insanlar.
Hem biz kalkmanın bir yolunu bulmayı da başarırız bence. Bir bakmışsın bütün yollar senin evine, benim kimsesizliğime çıkar. Benim 15 yaşıma, senin 17'ine güleriz resimlere bakıp. Benim 8 yaşımdan önce resmim yok ama olsun. Gözlerimizin içine bakıp çocuk yüreğimizi de görebiliriz zaten biz birbirimizin. Bunun için senin dünyanın en güzeli olan gülüşünü gözlerine takıştırman yeter. Gülmen her şeye yeter. Hem sen gülmezsen, bunların hiçbiri olmaz ki Burcum.

Gülersin sen "ben ilk kez bu sokakta küfür ettim." der gibi,
"Bir yaz başında böyle üzülmüştüm" der gibi...
İnkar ettiğin, reddettiğin, görmezden geldiğin her şeyi gülüşüne saklarsın... Ben anlarım hepsini.

İnsan tükenir ama sen de gülümsersin Burcum. İşte o zaman her şey değişir.
Papatya kokar kırlar, iki dudak ilk kez değer birbirine tenhada veya iki dudağın sahibi çok inanır birbirine... her şey değişir sen güldüğünde Burcum.
Düşün; bu şehir bile sevilir.


Ama şimdilik bu şehri, bu dünyayı sevmiyorum. Anlıyorsun beni değil mi Burcum?