25 Temmuz 2017 Salı

Burcuma Gönderilmemiş Mektuplar

Canım Burcum;
Aslında çok cümle döktüm sana ama senin bunlardan hiç haberin olmadı.
Çünkü kendimle bir kavgaya daha tutuştum senin duygusal mahremini ihlal etmemek üzerine. 

Senden şimdiye kadar ne sakladım ki? Seni sevmeyi mi senden saklayacağım...



"Yüreğimin bir yerlerini sızlatan, nedense kıyısına oturup durmadan çocukluğumu anlatmak istediğim bir uçurumun kenarında hissediyorum kendimi. Vaktin varsa, biraz daha sarılabilir miyim sana?" 



"Neden hayat böyle, tam ben yaşamaya heveslendiğim zamanlarda karanlık kuytulara çekiliyor? Neden ben içimdeki sesle konuştuğumda kendimden korkunç bir hızla uzaklaşıyorum? Şaşırma lütfen. Böyle hissetmem normal, çünkü aynaya baktığımda kendimi göremiyorum... Kendimden zaman istiyorum her sabah yüzüme bakıp. Bana küsmüş, benden gözlerini kaçırmaya çalışan kendimden... Hızla akıp giden zamandan biraz daha zaman istiyorum. Vermiyor.
Sana da geç kaldığımı düşünmekte haksız mıyım Burcum? Sana bir saniye daha fazla sarılmayı istemekten..?"



"Gülümseyen insanlar sanki az önce seni görmüş gibiler Burcum.
Sana kavuşmuş gibi geliyor bana bütün mutlu görünen insanlar.
Mesela aksi de mümkün; sokaklarda yorgun gördüğüm bütün ağaçlar, kediler, bezgin köpekler, çatılara tünemiş kuşlar, yağmurdan sonra kalan çamur birikintileri hep seni mi özlemişler? 

Her şey benim seni sevmem gibi geliyor bana."



"Şu mumun üzerinde yalpalayan aleve bakıyorum, sana dair bir şeyler yazabilmek için. Nafile bir çaba biliyor musun?
Seni sevmek, sevmeyi anlatmak için bildiğim bütün cümlelere anlam katıyor ama seni sevmenin kıymetini anlatmıyor...
Mesela '
Bütün beklentilerden uzak beklemek seni...''Kim beni hafızasına aldıysa silebilir, yeter ki sen bir an hatırla.' diye cümleler geçti içimden. Ki unutulmaktan korkan, hayatımdaki insanlara iyilikle dokunmayı isteyen, hep iyi anılmak için çırpınan bir adamım ben. Beni ömrünün en ücra dahi olsa bir kıyısına yerleştir diye yalvarmak bence seni sevmek. Buna razı gelmek.
Şu kelimelerin aciziyetine bakar mısın..."




"En zor zamanlarımda yanımdaydın. Sen yanımdaydın ve ben bütün insanlara, dillere, sözcüklere yabancılaştım. Bu iyi bir şey. Çünkü ben insanlardan uzaklaşarak huzur bulanlardanım. İnsan seni sevince başkaları tarafından dışlanmaktan hiç çekinmiyor. En zor zamanlarımda sesini duyduğum ilk andan itibaren korkumu ve çekingenliğimi yendim.
Kendime ve yabancı gördüğüm şu kalabalık insan topluluğuna gülümsedim.
Yemek yemiyordum ama korkunç bir enerji patlaması içimde...
Sesini duymuştum çünkü... Öyle ki günlerce Cizre'de Sur'da, Lice'de çatışabilecek gücüm vardı. Ölmekten korkmayacak cesaretim...
Çünkü sevebilme gücümü geri verdin sen bana Burcum..."




"Hiç kimseyi yok saymadan birini sevmek mümkünmüş.
Ömrümüzden adamlar ve kadınlar geçti. Derin yaralar açanlarla o yaraları iyileştireceğim diye üzerine tuz basanlar...
Aşk böyle bir şey Burcum. Acılarınla yüreğinin karanlığına gömüldüğün bir vakit biri çıkar karşına ve ateşi yeniden yakar işte...
O ateşten korkup kaçma sebebimdir; ışığıyla yüreğimin karanlığına gömdüğüm eski yüzlerin belirme ihtimali...
Belirsinler ulan. Korkmama ve kaçmama gerek yok. Çünkü seni sevince anladım ki kendine benzeyen birine rastladığında hiç kimseyi yok saymadan sevmek mümkünmüş..."




"Sen öyle bir mucize, kusursuz bir rastlantı ve muazzam bir sığınaksın işte.
Sana hayretle ve hayranlıkla bakma sebebimi merak edersen bir gün... bendeki özetin bunlardır Burcum."




"Gözlerin geliyor gözlerimin önüne günlerdir...
Sırf bu sebeple bile çok sevebilirim ben seni. Beklentisiz, karşılığına gerek dahi duymadan... Çünkü zaten h
er şey, benim seni sevmem gibi geliyor bana."