9 Mart 2017 Perşembe

壮大な / Sodaina ya Mektup

Başımı cama yaslamış yolu seyrederken, yağmuru ne kadar sevdiğimi hatırladım. İstanbul'dan 24 saat ayrı kalmak yetmemişti bana. İçimde isteksiz geri dönmenin verdiği sıkıntı...
Nasıl bir yol bulup bu şehre bir daha geri dönmemeyi başaracaktım ben?
Ben şu hayatta, çok arzuladığım şeylerin hangisine, ne zaman ulaşmayı başaracaktım?


Telefonuma bakıp bir kaç kelime karalamak istedim bloguma.
Ana sayfada bir fotoğrafa takıldı gözüm. O fotoğrafta bir gülümsemeye...
kaç saniye ya da kaç dakika baktım bilmiyorum.
Kendi kendime o gülümseyen kadına "senin yüzünden bu gülüşü alanları hiç affetme." dedim.
"Yüzünden o gülüşü mahrum bırakanları da..."
Sana dedim.


Ne kadar zamanımı alırsa alsın o gülüşüne bir isim bulmam gerektiğini hissettim.
Olur olmaz zamanlarda aklıma gelmeliydi çünkü. O kıvrılan dudağın kıyılarında kalan eskimiş mağrurluk. Unutmamalıyım onu. İsim verirsem unutmam. Çünkü her şeyi unutmak isteyen ben, zaman zaman adımı duymayı bile unutan ben, bir ismi asla unutmam. Ve güzel gülen kadınları... Gülüşünü unutmak sana kötülük olurdu. Ve belki bütün insanlığa...
Böyle olsun istemediğim için adını *Sodaina koydum.


Her şeyden sakınırım ama ben artık sakınmam kendimi senden Sodaina.
Her şeyi unuturum da seni...


Saçlarının çevrelediği yüzüne şiirler yazarım artık. Koskoca güneşin bile battığı bu dünyada Sodaina'nın güneşler doğurduğunu anlatırım. Herkes bilsin, herkes görsün, herkes anlasın diye. En az senin kadar ah ederim "nasıl o yüzüne tebessüm kondurmaz kimseler" diye. Gerekirse yalvarırım da; ömrüne ilmeklediğin herkese ama herkese... "ne olur güldürün onu." diye.

Dünyaya alışamıyorum ben Sodaina.
O gülüşü her yerden tanırım bu yüzden. Mağrur, kırık, eksik. Belki o yüzden çok güzel. Belki o yüzden bu otobüsün içine, dışına kattığı anlam...
Karanlıkta kalmış kadının kalbini son bir umut aydınlatmak istercesine ışık yakması gözlerinin... Bir şeyler anlattığı için belki de... Belki çiçekler bu gülüşlerden yaratılmıştır bile...
Bir gülüş insana hiçbir şey anlatmaz mı sanırsın sevgili Sodaina...


Gözlerinin küçüldüğü o ince çizgi bağıra çağıra anlattı bana.
"Başka bir şeyimiz yok." dedi. "Geri dönmekten, kalmaktan başka." Bunu bana dedi. 
"Arada kalmışlıktan başka neyimiz var?" diye sordu bana.
Elimde kalanı yaşamak isterdim ama elimde hiçbir şey kalmadı demek istedim gözlerinin gülüşüne.
Ben demeden anladı zaten beni. 
"Sabır" dedi "kalbin kadardır. Çatlamayı öğren." dedi. 
"Her şeyden" dedi "sana ve bana bu boşluk kaldı. O yüzden bir manzara gibi bakıyorsun sen bana." dedi
Ve ekledi Sodaina
“Sonsuz bir fırtınadır Kayıp” dedi. “yaralı gülen kadınların duyguları.”

Biliyor musun Sodaina; Doğru söyledi.
O ruhun kopardığı fırtınayı dindirmek varlığına son vermektir bir kadının. Dünyanın her yerinde o gülüşün içimde bıraktığı cennet köşesi gibi manzarayı tanırım çünkü ben. Ben hep güzel gülen kadınlara inandım. Odalarda, sokaklarda, otobüslerde, vapurlarda, rayların üstünde... her yerde inandım o gülüşlere. O yüzden bilirim Sodaina. Ve hiçbirinin gülüşünü unutmak istemem.

Dünyaya ve dahi insana alışamıyorum ben Sodaina.
Kendimi her şeyden sakınırım. Ve güzel gülen kadınlara inanırım. Dudaklarının kıyılarına... Ve bir tek gözlerinin anlattıklarını dinlerim Sodaina...
Sen bu dünyada dinlediğim nadir güzelliklerdensin.

Oralarda bir yerlerde olduğunu bilmek güzel.
Varlığına teşekkür ederim.

* Sodaina ( 壮大な) Olağanüstü Güzel anlamında bir sözcük.