Saat 03:00 olmadan daha, duvara dikerim gözlerimi. Bildiğim cennetleri, cehennemleri anlatırım tek tek. Ki soğuktur, çünkü Marttır. Ve yağmurludur İstanbul. İnsan cenneti ve cehennemi yaşadı mı bir kez yer yüzünde... anlatmalıdır çünkü herkese.
Benim duvarım var. Herkesim yok.
Benim duvarım var. Herkesim yok.
Boşverin herkesi. Öyle yada böyle herkes görecek.
Duvarlarım var benim. Ben onlara kuşları da anlatırım. İçimize çırpınışlar bırakan, o çırpınışları yer ile bir eden dünya denen cehennemi anlatırım.
Demre’de bir limon ağacının çürüdüğünü, yaşlandıkça insanın da ağaçlara benzediğini, herkesin ağaçlara sırtını yaslayıp artık insana yaslayamadığını anlatırım. Sırtı güzel kadınları...
Bir zaman yaslanıp, bir zaman sonra ardından bakakaldığım sırtları...
Duvarlarım var benim. Ben onlara kuşları da anlatırım. İçimize çırpınışlar bırakan, o çırpınışları yer ile bir eden dünya denen cehennemi anlatırım.
Demre’de bir limon ağacının çürüdüğünü, yaşlandıkça insanın da ağaçlara benzediğini, herkesin ağaçlara sırtını yaslayıp artık insana yaslayamadığını anlatırım. Sırtı güzel kadınları...
Bir zaman yaslanıp, bir zaman sonra ardından bakakaldığım sırtları...
Her şeyi anlatırım.
Yalanlar üzerinde tepinmeyi sevmiyorum ama şu fahişe çağı bu duvarlara nasıl anlatacağım onu da bilmiyorum. Hangi kırığımdan hangisinin daha çok acıdığını...
Saatin 04:01′inde kimi düşündüğümü anlatırım.
Ama susmalıyım bir kuşun intiharını. Utanırım, diyemem “sesi yok kuşların.”
Diyemem “sesi yok kimsenin.”
“Vazgeçtim” yalanlarına kaçıp, en çok kendimi kandırdığımı, en çok kendimi kaybettiğimi... utanırım, söyleyemem.
Yalanlar üzerinde tepinmeyi sevmiyorum ama şu fahişe çağı bu duvarlara nasıl anlatacağım onu da bilmiyorum. Hangi kırığımdan hangisinin daha çok acıdığını...
Saatin 04:01′inde kimi düşündüğümü anlatırım.
Ama susmalıyım bir kuşun intiharını. Utanırım, diyemem “sesi yok kuşların.”
Diyemem “sesi yok kimsenin.”
“Vazgeçtim” yalanlarına kaçıp, en çok kendimi kandırdığımı, en çok kendimi kaybettiğimi... utanırım, söyleyemem.
Bir kadının gülüşüne, o dudağın mahzun kıvrımına beslediğim sevdayı, o sevdaya uzun süre nasıl tutunacağımı bilmediğimi, tutundukça sevdanın uzayacağını... bilir zaten bu odanın duvarları.
Saat 04:06... “kalbimde.”
Duvarlarım bilir. Sen de öğren.
Usulca yakardığımı biliyorum bir kulağa... “Kal! Sadece kalbimde değil, yanımda kal...”
Şuramda kramp gibi sanki... Jilet kesiği... şiirle anlatılmaz.
Sessizlikle söylenir bazı şeyler. Soğuk olan her şeye...
Israrla geçmeyen ne varsa, susulur bazen. Bak işte “kalbimde”
Duvarlarım bilir. Sen de öğren.
Usulca yakardığımı biliyorum bir kulağa... “Kal! Sadece kalbimde değil, yanımda kal...”
Şuramda kramp gibi sanki... Jilet kesiği... şiirle anlatılmaz.
Sessizlikle söylenir bazı şeyler. Soğuk olan her şeye...
Israrla geçmeyen ne varsa, susulur bazen. Bak işte “kalbimde”
Kalbimde kuş intiharı,
Demre’de çürümüş ağaç,
Sesi yok bazı çırpınışların.
Şuramda boş bir kafes...
Bu jilet kesiği,
Her acıyı yazdım ama Şiirle de anlatılmıyor bazen.
Demre’de çürümüş ağaç,
Sesi yok bazı çırpınışların.
Şuramda boş bir kafes...
Bu jilet kesiği,
Her acıyı yazdım ama Şiirle de anlatılmıyor bazen.
